Seyahatlerimiz,  Türkiye'de Gezdiğimiz Yerler

Sessiz Bir Güzellik: Hasankeyf

Merhaba,

Bu aralar yazdığımız yazılara bakınca son zamanlarda gitmiş olduğumuz birkaç ilden ve oradaki deneyimlerimizden bahsetmek istedik bu kez.

Geçtiğimiz günlerde sizlerle Amerika’da bulunduğumuz süre içinde çizdiğimiz rotamızdan ve orada bir gece nasıl geçer gibi konulardan bahsettik. Bu sefer ise bu yıl gerçekleştirmiş olduğumuz ve henüz sizlerle buluşmadığımız dönem içerisinde yer alan Batman seyahatimizi paylaşıyor olacağız.

Batman’a gitme fikri Pegasus’un gerçekleştirdiği yurt içi uçuş kampanyalarının biri ile aklımıza düştü aslında. O zaman Ogden’da otururken bir anda gelen mail ile heyecanlanmıştık. Nereye gitsek ne yapsak diye düşünürken içimizden birinin aklına düşüverdi Batman. Önce olur mu olmaz mı nasıl olur diye birkaç konuşma yaşadık. Güneydoğu Anadolu ile ilgili ne yazık ki son dönemlerde duyduklarımız nedeniyle bazı şüpheler vardı kafamızda. Bu yüzden birkaç konuşmanın ardından karar verdik gitmeye. Şüphelerimize rağmen bizi böyle heyecanlandıran şey Hasankeyf’in sular altında kalma tehlikesiydi. Yıllardır duyduğumuz, dinlediğimiz bu masalsı şehir ve akıbeti nedeniyle şimdi gitmezsek bir daha onu göremeyecek olma korkusu bizi ikna etti. Önce biletleri aldık ardından nerede kalsak araştırması başladı. Önce Hasankeyf’te bir pansiyon tarzı yer aradık. Bulduk gibi de geldi fakat sonra Batman merkezde kalmanın daha iyi olabileceğini düşündük. Bunun temel sebebi Batman’ın Hasankeyf ve Siirt gibi yerlere oldukça yakın bulunmasıydı. Böylece gitmişken Siirt’e geçme şansımız da olacaktı.

Gitmeden yaklaşık bir ay önce Batman’ın merkezinde bulunan Hotel İzgi Turhan’da kalmaya karar verdik ve yerimizi ayırttık. Burada şunu belirtmekte fayda var böyle bir rezervasyonu yaklaşık 140-200 tl civarında yapmış olmamız ile birlikte daha uygun yerler bulmak mümkün. Bununla birlikte biz kalacağımız yerin merkezi ve bize yardımcı olabilecek niteliklere sahip olmasını istediğimiz için böyle bir seçim yaptık ve çok memnun kaldık.

Uçağımız daha önce de dikkatimizi çeken Cuma 19.20 uçuşuydu. Kasım ayı olmasına rağmen sakin ve iyi bir uçuşun ardından ucu bucağı olmayan bir karanlık görüntü içerisine iniş yapmış olduk. Baktığımız hali ile havaalanı merkeze yakındı. Buradan otobüslerle yada taksilerle merkeze gelmeniz oldukça kolay. Yukarıda bahsettiğimiz otelimizin bulunduğu sokak ise tam anlamıyla merkezi bir keşif sokağıydı. Yerleşir yerleşmez dışarı çıktık ve bizi şaşırtan bir biçimde kış ve akşam olmasına rağmen sokaklar gece yarısına kadar dolu ve sakindi. Normal akışı içerisinde bir hayat akıp gidiyordu. Bu caddede yeni binaların, alışveriş merkezlerinin, lokanta ve eğlence mekanlarının bulunduğunu söyleyebiliriz. Bu yüzden şehre indiğimiz gece bu cadde sayesinde birçok önyargımızın kırıldığını ve tereddütlerimizin yok olduğunu söyleyebiliriz.

Ertesi gün önce yaklaşık 1 saat 15 dakikalık mesafede bulunan Siirt’e gitmeye karar verdik. Bu yüzden otelimize çok yakın olan otogara geçtik ve yaklaşık yarım saatte bir olan minibüslerden birine bindik. Siirt küçük bir Güneydoğu Anadolu şehri. Orada gidip içtiğimiz sabah çayı tabii kıtlama şekeri ve çay bahçesi ile bizim için güzel bir anıydı.

Batman – Siirt arası yaklaşık 1 saat 15 dakika süren bir yolculukta sizi uçsuz bucaksız fotoğraflar karşılıyor.

Burada çay bahçesinde kadınların bulunmadığını ve orada bulunan insanlara bir kadın orada oturmasının da bir miktar enteresan geldiğini söyleyebiliriz. Yürüyerek bir keşif yaptıktan sonra merkezde yer alan yürüyüş yolu ve saat kulesini gördük ve Batman’a oradan da Hasankeyf’e geçiş yaptık.

Siirt Üniversitesi Kampüsü, Batman – Siirt yolu üzerinde yer almakta.

Yaptığımız yolculuk boyunca yalnızca Batman – Hasankeyf arasında minibüste dil ve anlaşma ile ilgili bir minik sıkıntı yaşadık. Hasankeyf’e vardığımızda kızıl bir güneş bizi karşılıyordu. Etrafını saran dağlardan onu gördüğümüz ana kadar ikimizde inanılmaz keyifli ve heyecanlıydık.

Hasankeyf

Burası sonsuz sakinlik ve sessizlik içerisinde yer alan ve sanki kendi kaderine çoktan razı gelmiş olan bir alan. Kendi kızıllığı içerisinde öyle sükut doluydu ki onu dinlemeye doyamadık. Gezdiğimiz çarşı içi ve bu güzel manzarayı izlediğimiz tepelerde karşılaştığımız Furkan ismindeki küçük rehberimiz ile daha da keyifli hale gelen bu gezi esnasında öğrendik ki Kale’ye giden yol geçtiğimiz yıl bir kaya düşüşü ve vefat ile sonuçlanan olay sonrasında ziyarete kapanmış. Aslında gezilebilecek en güzel yerlerden biri olan bu bölge için medeniyetin önemli merkezlerinden biri olduğu söylenildi. Gerçekten de Hasankeyf bölgesi tarihin önemli medeniyet merkezlerinden biri olma özelliğini taşıyor. Bunun önemli sebeplerinden biri birçok dinden ve kültürden medeniyetlerin sırası ile bu bölgeye hakim olmuş olmasıdır.

Hasankeyf

 

Furkan ile birlikte gezerken burada bulunan mağaraların birine yerleşmiş ve kimseyle konuşmayan bir amcanın bulunduğunu öğrendik. Uzun yıllar önce buraya gelmiş, bir mağaraya yerleşmiş ve ailesinden uzakta yaşayan bu amca bizim çok ilgimizi çekti. Evinin önüne kadar gittik ona bir merhaba demek ve şansımız yaver giderse onun hikayesini dinlemek için. Fakat bizi kapıda tatlı sert bir köpek karşıladı ve kendisinin de evinde olmadığını öğrendik. Ailesini ve diğer tüm insanları hayatından uzak tutarak burada kendi hayatını kuran bu amca bizi hiç tanımasa da onun hikayesini bir yerlerde anlatan bizler olduğunu bilsin 🙂

Hasankeyf

Tatlı rehberimizin eşliğinde yaptığımız gezi sonrası harika bir manzara eşliğinde kahve içmek için oturduk ve tadı hala damağımızda olan Hilve Kahvesi’nden istedik. Bu enfes kahve tadı, fıstık parçaları ile unutulmaz bir tattı. Hala zaman zaman onu hatırlayıp “olsa da içsek!” dediğimiz doğrudur 🙂

Ardından birkaç dükkana uğrayıp dönüş yoluna koyulma kararı aldık. Burada girdiğimiz dükkanların birinde oldukça derin bir sohbete daldık. Hasankeyf’in durumu ve karşısına inşa edilen yeni şehrin özellikleri ile başladı bu. Yeni şehir TOKİ’nin inşa ettiği ve yeni Hasankeyf adı verilen, bizce bölgenin dokusundan oldukça uzak bir yerleşim yeri olmuş. Fakat hemen hemen bütün resmi kurumlar ve taşınmaya ikna olanlar buraya geçiş yapmışlar bile. Buradan başlayan sohbetimiz varlık ve yaşama kadar uzandı. Biz çok keyif aldık hatta öyle ki son araba saatine bakmayı unutup Hasankeyf – Batman arasında yapılan son seferi kaçırdık J Bizim için enteresan bir duyguydu çünkü orada kalabileceğimiz çok bir yer olmadığını ve taksi ile ulaşımın çok mantıklı olmayabileceğini biliyorduk. Tam bu esnada Mardin’den gelecek bir arabanın buraya da uğrayacağını duyunca biraz rahatlasak da başladık beklemeye ve bir süre sonra işte beklediğimiz araba yanımızdaydı! Hemen atladık ve en arkada bulunan iki tabureye oturuverdik.

Bu andan itibaren yaklaşık yarım saatlik tatlı bir yolculuk başladı. Araba doluydu ve hava kararmıştı. Minibüsün arka camından sallana sallan gördüğümüz manzara etrafımızı saran karanlık dağlar ve birkaç araba ışığıydı. Biraz ürpertici olsa da inanılmaz bir duyguydu bu yolculuk. Efsanevi bir mekanı karanlık bir yol içerisinde arkamızda bırakmak uzun yıllar unutamayacağımız bir duygu oldu. Bir de tabi dedesi ile yolculuk yapan o tatlı çocuğun güzel gözleri.

Batman’a döner dönmez kendimizi bir lokantaya attık ve gezi yazılarında okuduğumuz buraya has yemeklerden bulabilmeyi diledik fakat gittiğimiz birçok yer gibi burada da bunları bulmamız mümkün olmadı buna rağmen güzel bir yemek yedik ve ardından yukarıda bahsettiğimiz caddede gezimize başladık. Değişik bir deneyim olması açısından bir konser afişine katılmaya karar verdik J Bir türkü barda gerçekleşen bu konsere katıldığımızda tüm katılımcıların erkek, solistin kadın olduğu bir mekanda kısa bir türkü dinledikten sonra sokaklardaki gezintimize devam ettik.

Ertesi gün sabah uçağı ile döneceğimiz Batman bizim için önyargılarımızdan uzaklaştığımız, şaşırdığımız ve dolayısıyla da öğrenimlerle dolu bir yolculuk oldu. Burada sohbet ettiğimiz hemen hemen herkes çok duyarlı ve yardımseverdi. Hatta minibüsten indiğimizde yanımıza gelen biri bize burayı nasıl bulduğumuzu ve Batı’dan görünüşünü sordu. Uzakları yakın ettiği için, kendi haritandan sıyrılıp başka haritalardan bulunduğun yere bakabildiğin için seyahat etmek insanı olgunlaştıran ve dönüştüren bir döngü. Tıpkı koçluk gibi. Kendi haritandan sıyrılıp bakabildiğin her an keşfettiğin yeni bir duygu, bir cümle, bir fikir hayatını değiştirebilir. Yeniden kendin olduğunda artık her şey yeniden başlayabilir.

Yeter ki iste!

Bu yüzden seyahat etmek ve koçluk çalışmaları ile ilgili tüm sorularınız ve paylaşımlarınızı keyifle bekliyoruz 🙂

Kızıl renkli Batmanımıza ve tarih dolu Hasankeyf’e selamlarımız ile!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.