Avrupa'da Gezdiğimiz Yerler,  Seyahatlerimiz

RİGA: BALTIKLARIN GÖZBEBEĞİ

Gezgin Koçlar olarak yola çıktığımızda dünyayı gezmeyi hedefleyen heyecanlı bir başlangıcımız vardı. Bununla birlikte süreç bizi kendi işlerimizde de sürekli yollarda olmaya götürdü 😊 Bu nedenle Ağustos ayında gerçekleştirdiğimiz ve öncesinde hakkında birkaç yazı yazabildiğimiz Baltıklara geri dönelim istiyoruz.

Baltıklar, birkaç zamandır aklımızda olmasına rağmen “nasıl olur, uçuşlar biraz pahalı” gibi düşüncelerle ertelediğimiz bir lokasyondu. Bununla birlikte Ağustos ayı geldiğinde; Aykut’un doğum günü hediyesi olarak Baltıklar, Polonya ve İskandinav ülkelerinden birkaçını içeren bir rota belirledik. (Bir süredir bizi takip edenler bilir ki bizim için birbirimize alacağımız en güzel hediye: yeni uçak biletleridir.) Bu rotanın başlangıç noktası ise Letonya’nın başkenti ve Baltıkların gözbebeği: Riga idi!

Riga: Baltıkların Gözbebeği

Bu güzel başkenti rotanın başına koymamızın elbette bulunduğu konum, ulaşım detayları ve rotamız ile ilgisi vardı. Ulaşım detaylarını daha önce “Baltıkları Araba ile Keşfetmek” yazımızda yer vermiştik. Hatırlatma yapmak gerekirse: Letonya, Litvanya, Estonya yani Baltık ülkelerine ne yazık ki Türkiye’den yalnızca THY direkt uçuyor – bilet fiyatları bir miktar yüksek yani- bununla birlikte Avrupa’nın birçok noktasından ulaşım biraz daha mümkün ve ucuz.

Gelelim bu özel başkente.

Riga ilk okuduklarımız ve araştırdıklarımızdan çok daha fazlasını veren bir şehir bizce. Yeniden gidilecek şehirler listemizin baş sıralarında yerini aldı çoktan. Neden derseniz: çok yeşil, fazla yeşil, yemyeşil bir kent. Baltıklar genel olarak kıskanılan bir doğaya ev sahipliği yapıyor. Tarihi dokusu güzel, genç nüfusun canlılığı tüm şehre yayılmış, okuma oranının yüksek oluşu kendini belli ediyor, eğlenceli mi eğlenceli, gece hayatı güzel, fiyatları bu kulvarda birçok Avrupa kentine oranla uygun. Baltık Denizi’ndeki konumu ile kuzey ülkelerinin incilerinden. Soğuk ülkelerin yıldızı konumunda.

Biz planlamamızı yaparken 2 haftalık ve kara yolu detaylı bir rota belirlemiştik. Bu nedenle araçla gezmek bizim için en ideali olacaktı. Yaklaşık 3 saatlik bir uçuşun ardından Riga Airport’tan arabamızı alarak gezmeye başladık. Bu arada merak edenler için Baltık ülkelerinde tren var ama Avrupa’nın diğer taraflarındaki kadar yaygın değil ve Interrail biletleri geçmiyor. Yani maliyet hesaplaması yapıldığında uzun bekleme süreleri, fiyat performans yetersiz kaldı bizim planda. Araç kiralamada ise benzin özellikle bu ülkelerde uygun fiyat aralıklarında. Bu nedenle tercih sebebi. Detaylara buradan ulaşabilirsiniz.

Kalacak yer olarak ise Avrupa’da her daim hostellerde kalmayı tercih ediyoruz. Bunlar kimi zaman imkanları, kimi zaman ortamı, kimi zaman konumu nedeniyle otellerin önüne geçiyor. Aslında bundan 5 yıl önce fiyatları nedeniyle öncelikli tercih nedeni olsalar da şimdi çoğu hostelin fiyatı otellerle aynı ortalamada.

Riga’da konaklama araştırması yaparken iki hostel gözümüze çarpmıştı. Biri Riga Old Town Hostel & Backpackers Pub diğeri ise Naughty Squirrel Hosteldi.

Riga Old Town Hostel & Backpackers Pub eski şehir bölgesinin çok güzel bir noktasında imkanları da güzel olan bir hostel. Ayrıca giriş kattaki barı oldukça canlı ve eğlenceli. Burada keyifle ve uygun fiyatlı bira tadımı yapabilirsiniz. Fiyatı 5-10 Euro arasında değişecektir. Zaman zaman eğlenceli çekilişler yaparlar.

Naughty Squirrel Hostel ise birçok kez Doğu Avrupa’nın en iyi hosteli seçilmiş nedenini henüz anlamasakta. Öyle muazzam bir durumu yok hatta kaldığımız son gece ortamı sıra gecesinden halliceydi. Neyse hostel açısından bol seçenek bulabileceğiniz Riga’da kesenize ve zevkinize uygun bir kalacak yer bulmanız mümkün.

Riga’da İlk Gece

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi bu şehir oldukça hareketli bir geceye sahip. İlk gecemizde hem bir müzik festivaline hem de Street Food festivaline rastladık. Üstelik basketbol turnuvası ve konserler de vardı. Bu nedenle bu keyifli ortamın tadını çıkardık. Letonca rock şarkıları eşliğinde dans ettik, hiç bilmediğimiz bir basketbol takımını destekledik ve kentin ortasındaki parkta hamak & şarap keyfi yaptık. Ardından gece hayatının biraz daha canlı olduğu caddelere gittik. Old Town bölgesinde keyfinize ve tarzınıza uygun birçok pub & gece kulübü bulmanız mümkün. Yaklaşık fiyat merak edenler için ise ortalama mekanlarda kokteyl fiyatı 7-10 Euro arasında, biralar 3-5 Euro arası.

Markette çok daha ucuz tabi.

Bizim gidip keyif aldığımız mekanlardan bahsetmek gerekirse:

Coco Loco’yu inanılmaz sevdik. Dışarıdan küçücük görünse de çok eğlenceli. Yemek yemek isteyenler için Meksika ve Jamaika mutfağından bişiler bulmanız mümkün. Fiyat aralığı genelde 5-18 Euro arasında değişiyor. Jamaika Vibe diye bir kokteyl yapıyorlar ki enfes!

Jamaika Vibe denemeyen kalmasın !

 

Colonel Brew Pub & Kitchen: Bira & sosis birlikteliğini sevenler için güzel bir mekan. Özellikle Belçika biraları konusunda menüsü geniş. Dünya biralarını tatmak isteyenler için seçilebilir bir mekan. Biz içerisinde dans etmesek de dışarıda ondan gelen müzikle inanılmaz eğlenerek dans ettik.

Riga Old Town’da güzel bir akşam yemeği için enfes bir mekan.

Moon Shine: Tam bir Show mekanı! Müzikler, dekorasyon, gelenler gidenler anlatılmaz yaşanır.

Bizim favorilerilerimizden biri Cuba Pub! Müzikleri ve içecekleri çok çok iyi. Hemen girişte bir kartpostal bölümü var. Oraya gidip içkinizi yudumlarken kendinize bir kart atmayı unutmayın deriz!

DJsBars, getto sevenler için birebir. Gözümüzün önünden neler geldi geçti birkaç saat içinde bilemezsiniz. Bu yüzden tavsiye gibi değil de bu da varmış dediğimiz bir mekan olarak kayıtlara geçsin.

 

İkinci Günün Sabahında İstikamet Jurmala

Riga, gündüzü de güzel olan bir şehir. Bununla birlikte bir günde rahatlıkla gezebileceğiniz için buraya kadar gelmişken Baltık Denizi’nin incisi olan Jurmala’yı ziyaret edin deriz. Bu güzel şehirle ilgili detaylara bir sonraki yazımızda yer vereceğiz.

Peki buraya geçmeden önce Riga’da mutlaka görülmesi gereken yerler neler derseniz:

  • Özgürlük Anıtı

Riga’nın pek çok tarihi noktası olsa da burası onlar için inanılmaz öneme sahip. 1935 yılında inşa edilen bu anıt 1918-1920 yılları arasında Letonya Bağımsızlık Savaşı’nda ölen askerler anısını onların hafızasında her daim sıcak tutuyor. En önemli sembolü anıtın ortasında 3 yıldız tutan kadın figürüdür. Bu üç yıldız, Letonya’nın üç bölgesini simgeler: Kurzeme, Vidzeme, Latgele. Anıt bundan yıllar önce 1.Petro’nun atlı heykelinin yerine dikilmiş olmakla geçmişteki acılarına ve özgürlük özlemine atıfta bulunmaktadır.

  • Peter’s Kilisesi

Old Town Hostel’in çok yakınında olan bu kilise aynı zamanda yukarıda adı geçen Coco Loco’ya da inanılmaz yakın. 1209 yılında küçük bir kilise olarak inşa edilmeye başlanmış. Ardından 15.yy’da Gotik mimari özelliklerine göre yapılan ve 130 metreden yüksek olan kulesi 1666 yılında yıkılmış ve ardından 1690 yılında bu kez Barok tarzda inşa edilmiş. Ve tabi 2.Dünya Savaşında yine inanılmaz ciddi hasar görmüş. Bu arada bunu başlı başına yazmayı düşünsek de yeri gelmişken yazalım: Riga, 2.Dünya Savaşı’nda çok ciddi hasarlar görmüş. Çok ciddi ölümler yaşamış. Sonra kendini özgürlük özlemi ile yeniden inşa etmiş. 1967 yılında kule yeniden inşa edilmiş. Şu an 123.25 metre yüksekliğinde ve tüm Old Town’ı kuşbakışı izlemenize imkan sunuyor. Günümüzde UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde.

  • Riga Dome ( Riga Katedrali)

Daugava Nehri’nin çok yakınında olan bu katedralin en önemli özelliği Baltık Ülkeleri içerisinde en büyük Orta Çağ Kilisesi olarak kabul edilmesi. 1211 yılında inşa edilmeye başlanan katedral 13.yy’ın ikinci yarısında tamamlanabilmiş ancak. Bir başka özelliği ise şehrin kültürel hayatına sunduğu katkılardır. Birçok konsere ev sahipliği yapan katedral 9:00-18:00 arasında ziyaretçi kabul etmektedir. Bulunduğunuz tarihlerde programına bakmanızı öneririz.

  • House of Blackheads yani Kara Kafalılar Evi

Bu yapının bizce en güzel yanı içerisinde bulunduğu meydan. Bu meydan gün batımı saati inanılmaz bir enerjiye bürünüyor. Güneşin kızıllığı, sokak müzisyenleri, turistler, sesler, kokular ve renkler harika bir hal alıyor. Biz gittiğimizde bazı tadilatlar yapılmaktaydı. Aslında meselesi 13.yy’da özenle inşa edilmiş olması. İsmini burada konaklayan zenci iş adamlarından almakta. Çatısında yer alan astronomik saat günler & burçlar arasındaki ilişkilerden bahsediyor ve üzerinde “bir gün yıkılırsam beni yeniden inşa et” yazıyor. Zaten yıkılmasına izin verilemeyecek kadar enfes bir görünüme sahip, iş adamları zevklilermiş vesselam.

 

  • İşgal Müzesi

House of Blackheads’e gitmişken buraya uğramakta fayda var. Eskiden Sovyet Müzesi olan bu mekan şimdi bir kollektif bilinç yaratma mekanı haline bürünmüş. İçerisinde Naziler ve Sovyetler Birliği’ne yönelik belgeler var çünkü bu şehir bu iki yönetimin de fena halde hışmına uğramış.

  • Cat House (Kedi Evi)

Gelelim bir Riga’ya gittim mekanına daha. Karşısına geçip çatısındaki kediyi fotoğrafladıktan sonra yakınından ayrılabilirsiniz. Çok da bir olayı yok yani.

  • The Three Brothers

Heh! Bu üç binaya çok tavız. Farklı yüzyılların özelliklerini taşıyan ve bitişik olan bu üç binaya bir gün durup “biz bunu güzel pazarlarız” demiş ve yapmış. Bizim aramıza da nifak tohumu soktu bu üç bina. Efsane diyenler var, bu ne be diyenler var. Kısa bir anlaşmazlıktan sonra gördük ve geçtik.

  • Letonya Etnografya Açık Hava Müzesi

İtiraf ediyoruz! Biz bu müzeye girip gezmedik. Bununla birlikte bu kadar isminin geçmesinin en önemli sebebi Avrupa’nın en eski açık hava müzelerinden biri olması. Gezenler ve kültür tarihine meraklı olanlar oldukça memnun ayrılıyorlar, bizden söylemesi.

  • Daugava Nehri

Bu nehrin kıyısında mutlaka güneşi batırıp, nehir boyunca uzanan kıyı şeridinde yürüyüş yapmayı ihmal etmeyiniz efendim.

  • Central Market

Burası Riga’nın kalbinde yer alan bizce en özel yerlerden biri. Yapımı 1930 yılı olan Central Market, Avrupa’nın en büyük kapalı pazarlarından biri olma özelliğini koruyor. Market o kadar ilgi görüyor ki; günlük ziyaretçi sayısı 80.000 – 100.000 arası tahmin ediliyor. Burada neler mi var? HER ŞEY! Bu büyük pazarın büyük bir kısmı et, tavuk ve deniz ürünlerine ayrılmış. Aklınıza gelebilecek her türlü çeşitlerine rastlayabileceğiniz gibi, henüz tanışacağınız deniz ürünlerini tatma şansınız olabilir. Örneğin havyar ve konserve balık çeşitlerini buradan alarak deneyebilirsiniz. Fiyatları nispeten uygun. Sebze, meyve, fırın ürünleri, ve daha bir çok şey. Buradan yapacağınız alışveriş ile Letonya’da yeme-içme işini çok ucuz ve inanılmaz zevkli bir hale getirebilirsiniz. Son bir detay, bu inanılmaz büyüklükteki Pazar 1998’den beri UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde!

  • Art Nouveau (“Riga Quite Center”)

Bu bölge meraklısı için bir hazine, bu nedenle şöyle bir sokaklarında salınmakta fayda var.

Bu listenin dışında Riga’da Ulusal Tiyatro, Riga Kalesi gibi sevebileceğiniz daha birçok gezilecek yer keşfetmeniz mümkün. Özellikle Old Town bölgesinde her bir köşe başında sevebileceğiniz detaylara rastlıyor olacaksınız, eminiz.

 

Riga’da İkinci Günün Akşamı:

Tüm bu gezilecek yerler listeniz bittiğinde Riga’nın tadını biraz daha çıkarmak isteyenler için birkaç bonus öneri:

  • Flying Tiger

Avrupa’nın birçok kentinde bulunan bu şirin dükkanın takipçisiyiz. Eviniz, çalışma alanınız, kediniz-köpeğiniz, çocuklarınız için değişik ve eğlenceli ürünler bulabileceğiniz bu güzel mekana uğramanızı tavsiye ederiz.

  • Page

Gitmeden önce www.filgezi.com önerisi ile keşfettik burayı. Enerjisi inanılmaz güzel bir mekan. Özellikle yabancı yayınlara meraklı olanların muhakkak uğrayıp eline şöyle birkaç kitap alarak hemen ardından:

  • Strada

Strada’ya uğramanızı öneririz. Biz yeni nesil kahvecilerle ilgili çok bilgi sahibi olmasak da -şu aralar olmayı da hedeflemiyoruz- kendi kahve çekirdeğinizi seçip, kavrulmasını izlemek ve yeni tatlar keşfetmek nefis. Bizim kaldığımız Old Town Hostel’e de çok yakın olduğu için sabah soluğu burada alabildik.

  • 1221 Restorans

Burası şu instagramda masalsı görünen fotoğrafların çekildiği nokta. Biz o kadar masalsı çekebildik mi bilmiyoruz 😊 Bununla birlikte “evet yakınından da çok tatlı!” Dilerseniz burada bir yemek yiyerek gününüzü taçlandırabilirsiniz.

  • Retrofoto

Tatlı bir eski zaman fotoğrafçısı kendini günümüze adapte etmeye çalışırsa ne olur ? Bizim kaftanlı fotoğraf çektirenlerin, Avrupa versiyonu. Meraklısı için şirin bir yer.

 

 

Biz Letonya’nın başkenti güzel mi güzel Riga’yı çok sevdik. Müzik kültürü underground gelenekten gelen, dünya savaşlarından çıkmış ve her iki güç altında da ezilmiş, bundan daha genç ve güvenli çıkmış, toplama kamplarından kalan anıları eğlence ile temizlemiş bir şehir.

Tüm bu güzellikleri, doğaya verdikleri önem ile birleştirince de tadından yenmiyor.

Bu yüzden Riga bizim için yeniden gidilecekler listesinde.

 

 

Yolunuz açık olsun..

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.