Avrupa'da Gezdiğimiz Yerler,  Seyahatlerimiz

Jurmala: Avrupa’nın En Romantik Gün Batımı

Valla bu tanımlamayı biz değil onlar kendilerini tanıtırken yapıyorlar. Baltık Denizi’nin bu en güzel plajlarına sahip şehri için fazla mı gösterişli, bizce hayır.

Baltık ve Polonya seyahatimizi planlarken haritayı açıp: “buraya kesin gitmeliyiz!” dediğimiz noktaydı Jurmala. Başkent Riga ile arası yaklaşık 40 dk. ve ülkenin boydan boya en güzel kıyılarına sahip olan şehir olma özelliğini taşıyor.

Riga’dan Jurmala’ya

Seyahatin ikinci günü Baltık Denizi’ne girebilme heyecanı ile yola çıktığımızda, bizle birlikte yağmur bulutları da yoldaydı. Bu arada belirtelim bu onlar için oldukça normal.

Biz sahile yakın bir noktada aracımızı park ettikten sonra meşhur ve “Northern Riviera” olarak anlatılan sahiline gidiyoruz. Araç kiralayacaklar için Riga ve Jurmala’nın içerisinde park yerleri genellikle ücretli. Hafta sonlarına rastladığınızda ücretsiz park edebiliyorsunuz. Jurmala’da kıyıya yakın noktalarda ücretsiz park yeri bulmanız mümkün. Riga seyahat rehberimizi henüzü görmediyseniz, bu güzel plajların detaylarından önce sizi şuraya alabiliriz.

Gelelim plajlara. Kıyıda oldukça lüks otellerin plajları olduğu kadar şezlonglara -dikkat ederseniz şemsiye yazmıyoruz çünkü kim bulmuş şemsiye isteyecek kadar ısıtan güneşi – hiçbir ücret ödemediğiniz ücretsiz plajlarda var. Hem de yanında nefis alkollü – alkolsüz kokteyller içebileceğiniz, deniz ürünleri yiyebileceğiniz mini barlarla birlikte. O yüzden rahatlıkla kıyıya doğru inip, kendinize uygun noktayı keşfedebilirsiniz. Baltık Denizi bizim için önemliydi çünkü dünyanın tüm denizlerine birlikte girme hayali kuruyoruz. Bu nedenle ilk kez tanışacağımız bu deniz için heyecanlı olmakla birlikte adının hakkını verdiğini de görmüş olduk. Sığ, tuzsuz, soğuk ve kahverengi bir deniz. Bununla birlikte kumsalları dedikleri kadar güzel. Özellikle sıcak ve canlı günlere denk gelirseniz eminiz keyif alacaksınız.

Baltık Denizi’nin en güzel yanı: plajları!

 

Şifa Şehri Jurmala

Jurmala, Baltık bölgesindeki en büyük spa şehri olarak tanınıyor. Yeraltı kaynakları açısından kendilerini oldukça zengin hissediyorlar ve kendilerini bir şifa şehri olarak tanımlıyorlar. Bu yüzden spa özellikli otelleri bu konuda iyi organize edilmiş. Seyahatinizin bir yada iki gününü böyle bir keşfe ayırabilirsiniz.

Jurmala sokaklarında gezerken böyle enfes yapılarla sık sık karşılaşacaksınız.

 

Jurmala’nın Tarihi

Bu bölgenin ilk yüzme misafirleri Kaugurciems’e 1730’larda gelmiş. Tabi bu dönem aslında İngiltere ve Fransa’da ilk sahil kaplıcalarının da oluşmaya başlama tarihleri ile denk düşmekte. Bununla birlikte Kaugurciems ve çevresindeki bu gelişmeler 1812’de Rusya ve Fransa savaşı nedeniyle neredeyse durma noktasına gelmiş. Henüz turizm mantığı gelişmemişken -aslında tam da bu noktada gelişiyor- gelen tatilciler burada kiraladıkları balıkçı barınaklarında konaklıyorlarmış. Sonrasında ulaşımın gelişmesi ve hatta 1877 yılında demiryolu ulaşımının devreye girmesi ile kapılarını turizme tamamen açmaya başlamış. Yine bu dönemde sanatoryumlar ve ılık deniz banyoları yani kaplıcalar kurulmaya başlamış.

Bu bölgenin ilk yüzme misafirleri Kaugurciems’e 1730’larda gelmiş.

 

1834 yılında inşa edilen Duevel Hotel burada sosyal yaşamın önemli bir merkezi haline gelmiş bu yıllarda.

Bizim çok ilgimizi çeken bir nokta, o dönemlerde Jurmala henüz kendi yerel yönetimlerine sahip olmadığı için yüzme alanlarını korumak için bir topluluk oluşturmuşlar. Yine konserler düzenlemek adına birkaç orkestra ve bir de gerekli zamanlarda müdahalesi için bir doktor organize etmişler. Harika değil mi!

Spa ve kaplıca kültürünün gelişmesini sonraki yıllarda savaş etkilemiş olsa da Jurmala ulaşımın da gelişimi ile bugünlere gelebilmiş.

Jurmala sokaklarında ilginizi çekecek pek çok mimari yapısı enteresan ev ile karşılaşacaksınız.

 

Jurmala’yı Keşfetmek İsteyenler İçin

Jurmala gezilecek yerler listesi aslında oldukça geniş bununla birlikte bu geniş liste gözünüzü korkutmasın; aslında küçük bir şehir.

  • Dwelling House yani Postane

Yerel mimari açısından oldukça önemli olan bu bina 1897 yılında inşa edilmiş. Asimetrik yapısı ve sahip olduğu kulesi klasik Jurmala mimarisi olarak anılmakta.

  • Majori

Neo-klasik ve neo-barok özellikler taşıyan bu bina otel olarak 1925 yılında inşa edilmiş ve mimarı Arthur Medlinger. 100 oda, harika teraslar ve bahçeler içeren bu otelde dönemin jazz akımı en hızlı zamanını yaşamış.

  • House of Aspazija

Burası Jurmala’nın en güzel ve özenli müzelerinden biri olarak tanınıyor. Aspazija’nın son on yılını geçirdiği bu tatlı mı tatlı ev 1903 yılında inşa edilmiş. Tam bir tarih müzesi aslında bu ev. Mimarisi, eşyalar, dekorasyon her şey özenle hazırlanmış. Kültürel keşifleri seviyorsanız bu şirin müzeyi ziyaret etmenizi tavsiye ederiz. Sahile giderken hemen yol kenarında onun tüm şirinliği ile sizi beklediğini göreceksiniz. Giriş ücretsiz ve Salı-Cumartesi günleri 10:00-17:00 arası ziyarete açık.

  • Dubulti Evangelical Lutheran Church

Bu kilise 1907-1909 yılı arasında inşa edilmiş enteresan bir yapı. Bugün 750 izleyici kapasitesine sahip. Jurmala’nın tarihi açısından en önemli ve zarif Art Nouveau örneği olarak anılmakta.

Jurmala’nın tarihi açısından en önemli ve zarif Art Nouveau örneği olarak anılır.
  • Dubulti St.Prince Vladimir Orthodox Church

Bu yapının inşası biraz daha eskiye dayanıyor. 1896 yılında inşa edilen bu kilise de ahşap ve taş işçiliğinin güzel uyumunu gözlemleyebilirsiniz.

  • Marienbade

Jurmala’nın ilk sağlık merkezi olan Marienbade 1870 yılında inşa edilmiş. Ne yazık ki 2.Dünya Savaşı esnasında epey zarar görmüş ve yeniden tasarlanmış.

  • Juras & Jomas Streets

Bu iki kardeş caddeye biz aşık olduk. Görmeye doyamayacağız yapıları, otelleri, butikleri, restoran ve barları bu iki caddede bulmanız mümkün. Sahilin akabinde bu caddelerde yapacağınız yürüyüşler Jurmala’yı yeniden ve yeniden sevmenizi sağlayacaktır.

  • The Emilija Benjamina House

Letonya’nın sosyal hanımefendisi ve yayıncısı Emilija Benjamina’nın 1939 yılında inşa edilen evi. 2.Dünya Savaşı sonrasında Sovyet otoritelerinin yazlık misafir ağırlama evleri olarak kullanılmış ne yazık ki hem de 50 yıl boyunca.

  • Horn’s Garden

Jomas Street’in ilk yapısı Horn’s Garden. 1870 yılında Albert Horn tarafından otel ve bahçe olarak inşa ettiriliyor. 19.yy sonunda ise konser salonu, restoran, sinema ve açık hava konserleri için bahçe olmak üzere tam bir sanat merkezi haline dönüşüyor. Letonya’nın ilk senfoni orkestrası konseri de 1905 yılında işte tam bu bahçede veriliyor. Nefis bir yer anlayacağınız.

  • Jurmala Globe

Bonuslar

Kemeri bölgesinde ise:

 

  • The Islet of Love
  • The Water Tower
  • The Little Lizard
  • Kemeri Bog Footbridge
  • Sloka Lake sightseeing tower

Bizim İçin Jurmala

Baltık Denizi ile ilk karşılaşma noktamız olan Jurmala bizim için hep özel bir şehir olarak kalacak. Genel anlamda Riga’da Jurmala’da dinamik ve hava durumlarına rağmen insanın enerjisini yükselten şehirler. Bu nedenle gerçekleştireceğiniz Baltık gezisinde bu iki şehre mutlaka birkaç gününüzü ayırmanızı öneririz.

 

Yollarınız açık olsun efendim.

 

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.