Kadınlar Ülkesi - Gezgin Koçlar
Blog

“KADINLAR ÜLKESİ”NE YOLCULUK

#istanbulsözleşmesiyaşatır



İstanbul Sözleşmesi’ne dair alınan ve hepimizi derinden yaralayan, şok eden, umutlarımızı kıran kararın ardından bir kere daha sahip olduğumuz potansiyeli birbirimiz için kullanmanın ne kadar gerekli olduğunu anladık.

Oysa Mart ayı bizim için motivasyon dolu bir ay olarak başlamıştı. Her ay RANAKAPLAN Akademi Kitap Saati’nde, seçmiş olduğumuz ve birlikte bir ay boyunca okuduğumuz bir kitabı konuşup tartışıyoruz. Henüz ayın başlangıcında, Mart ayına özel olarak bir seçim yapmak istedik ve Kadınlar Ülkesi isimli kitabı okumaya karar verdik. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için bu kitabı okumak güzel bir anma olacaktı. Amacımız keyifle ilerliyordu elbette. Henüz bu kitabı hayatına sokmamış kişilerle buluşturmak bize her zamanki gibi keyif veriyordu. Ta ki geçtiğimiz haftaya kadar. Ta ki İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı alınana kadar. Tam da bu nedenle Kadınlar Ülkesi’ni okumak yeniden bir başka anlam kazandı.

Charlotte Perkins Gilman’ın bizi götürmüş olduğu feminist ütopyası her birimize okudukça biraz daha nefes aldırdı. Charlotte Perkins Gilman, 1860’ların sonu 1900’lerin başında ve kadınlara yapılan ayrımcılığın farklı farklı bir çok çeşitini yaşayan bir kadın olarak 2000’li yıllarımızda bizimle buluştu. Kitap Saati sohbetimizde de gözlemlediğimiz üzere kötü haberlere rağmen Kadınlar Ülkesi, ülkemizin şartlarına rağmen bize nefes aldıran bir pencere oldu. Katılımcılarımızdan Ayşe Hanım’ın da tabiriyle: “düşün dünyamızdaki konfor alanımızdan” çıkmamızı sağladı.

Kadınlar Ülkesi, 1915 yılında tefrika edilmeye başlanan ve 1979 yılında kitap olarak basımı yapılmış özel yapıtlardan biri. Feminist bir ütopya. 3 Milyonluk ve yalnızca kadınlardan oluşan bir ülkenin hayalini kurduruyor bizlere. Elbette boşuna değil. Charlotte Perkins Gilman, yaşadığı dönemde kadın olmakla ilgili birçok alanda ayrımcılığı yaşamış ve hatta doğum sonrası depresyonunda bile yalnızca kadın olması nedeniyle bir “sinir buhranı” geçirdiği düşünülmüş. Eşi ve toplumun ona yaşattıkları ile birlikte Sarı Duvar Kağıdı kitabını yazmış, kadının toplumsal rolü ve vasfını bir kere daha sorgulatmış. Zaten kendisinin anıldığı en ünlü eserlerden biri de Sarı Duvar Kağıdı.
Kadınlar Ülkesi ise 3 erkek tipolojisinin, yukarıda söz ettiğimiz 3 milyonluk bu ülkeye keşif gezisi yapmasıyla başlayan bir serüveni anlatır. Bu serüvende bize çocuk yetiştirmenin, bir ülkenin gelişmişlik seviyesinin nelere bağlı olduğunun, eğitimin, öğretilmişliklerin önemini çarpıcı şekilde yansıtır. – Kitabı okumak isteyenlere daha fazla spoiler vermeyeceğiz –

Her şeyin zıttı için değil zıttı ile var olduğunu anlamamıza yardımcı olacak bir kapı aralar Charlotte Perkins Gilman. Her şeyin zıttı ile anlam kazandığını yeniden düşünmemizi sağlar.
Sevgi mesela, sevgsizlik olmasaydı bu kadar anlamlı olur muydu? Herkes peşinden koşar mıydı bir yudum sevginin?
Nefret bu kadar can acıtır mıydı sevgi, merhamet olmasaydı?
Erkek olmak ya da kadın olmak anlamlı olur muydu dünyada ikisinden biri yaşasaydı?

Tam da bu nedenle kadınlara kadın diyebilmekten başlayarak, bunu da tüm cinsel kimliklerin ötesinde yaparak işe başlamak; önce kullandığımız dili değiştirmek en büyük katkılardan biri olacaktır.

Bunu: Meral Sivrikaya,
Nagihan Üste,
Serpil Fikirli,
Rabia Doğan,
Teyo,
Elif Atay,

Ve bu yazı yazılırken yeniden yine öldürülen tüm kadınlar için yapıyor olmak vazifemiz.

#istanbulsözleşmesiyaşatır ‘dı

#istanbulsözleşmesiyaşatır ‘ tacaktı

#istanbulsözleşmesiyaşatır’ tacak.

İstanbul Sözleşmesi kadınları korumaya devam edene dek birbirimizi koruyor olmak da vazifemiz. Bu yüzden sevgili kadınlar, eğitimleri, buluşmaları, sohbetleri, videoları takip edin.

Birlikte olmanın güç verdiğine olan inancımız ile birlikte herkese sevgiler.

Yeni kitaplarda buluşmak üzere.

http://https://youtu.be/F0dgg7zp64w

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.